27 Kasım 2012 Salı

Toprak...



Ne acı aslında
Sindirmeye çalıştıkça
Çarpması…

Toprak olup,
Yeşeremeyecek olmak!
Toprak olup
Yalnız olmak
Yalnız olacağını bilerek
Başka bir bahara uyanmamak…

Ne zor aslında kabul etmek
Ne zor yutkunmak
Ve o sırada ağlamamak için
Durmak…

Ne zor satırlara,
Cümlelere sığmaya çalışmak!
Bir çoğunu söyleyemeden,
Söylemiş gibi yapmak…

Ne zor sessiz kalmak
Çığlık atmak isteyip
İçini susturmak
Ama susamamak…


26 Kasım 2012 Pazartesi

Çoğalırdık!

Küçükken en az çift kişilikti oyunlar, o bile yetmezdi
Yetmedikçe çoğalırdık
Komşunun kızı, yan apartmandaki çocuk..
O da durdurmaz, yan mahalleye sarardık.
Çoğaldıkça artardı eğlencenin dozajı
Eğlence bitmesin diye saatleri sayar,
Akşam olmasın diye dua ederdik...

Tek başına oynayamadığımız zamanlara inat mıdır?

Büyüdükçe yalnızlaşıyor insan...
Büyüdükçe yalnızlaştırıyor bildiklerimiz...



21 Kasım 2012 Çarşamba

ÜÇ NOKTA



Ps: 2007 yılında yazılmıştı... Yazarından af dileyerek, bana saklı kalması gereken bu yazıyı yayınlıyorum...O kadar güzel ki paylaşmak ve çoğaltmak istiyorum...Teşekkürler.

Seni sevmek için seni sevmeye karar vermek yeterli..Çok kararsızmışım gibi gözüküyorsam da karar vermeye hiç fırsatım olmadı ki benim.

Sevmen için sevdiğimi söylemek yeterli mi sanırsın? O kadar kalabalık ki dünyan, herhangi birine göstereceğin olgun reddedişlerinden, sevgimi kabullenmezken sevgime saygı duyarak beni ezeceğinden korkuyorum. Çok küçük olsam da yanında, sezemiyorum dünyanda hangi böcek kadar parazit ya da sevimli olduğumu Tırtıl mıyım, kelebek mi; anlayamıyorum. 

Söylemek gerekli mi? Cümle dediğin kurulduğu an noktalanacak olduktan sonra nedir ki? Yankısı bile olmaz haykırışlarımın senin dünyanda; çok kalabalıksın, çok. Sende kaybolmaktan korkuyorum.

Seni sevdikten sonra sevildiğimi düşünmek, hayal kurmak kokunu duyunca, gözlerine dokununca... İçinde sana dair hayaller geçince uykusuzluğu kendinde hapsetmiş olmak yanlış mı? O zaman da sonundan emin olamadığım ürpertiler sarıyorsa bünyemi, ben çok mu zayıfım, demektir? Sen yokken seninle olmak ezilmek midir yani? Değilse de, bilmekteyim; zira çok kalabalıksın.
Duruşunda binlercesinin hayat telaşını sergilemektesin. Korkuyorum büyük olmaktan da... Bine bin daha katacağımdan korkuyorum sen küçülürken.

Asıl matemini, sahte gözyaşlarıyla dağıtmana sebep olmak istemiyorum. Seni yavaş ama sürekli eriten gün ışığına, aceleci ama birden öldüren ışık darbeleri sunarak saygısızlık edemem. Binlercesinden kaçı seni sevmeye niyetlenmişse, ben onlardan biri olmamak adına mıdır nedir, zaten kendimi bulduğum yerden dürtemiyorum yüreğine.
Ritmini bozmaktan çekiniyorum ki dokunsam sen benim ritmimi bozacakken...
Şimdi söyle, desem; cümle kur noktalayacaksan da... Çok mu kuru gürültü olur, söyle? İçinde belirtili nesnesi olacağım bir cümle kur yeter ki, noktadan esirgemem. Sen cümlemi noktaladığın vakit bil ki, iki nokta da ben iğneleyiveririm kâğıda. Esirgemem ki hala kozadayım. Yoksa sen misin kanatlarıma çizilen çiçekler, yoksa seni sevmek midir? Yoksa uçmak bir gün sürüyorsa da, bütün günümü omzuna konabilmek için harcamak mıdır? Omuzlarında taşıdığın o kalabalık dünyanda herhangi bir kuş olsam ne fark eder değil mi ya...



Da...


Söylenmemiş gibi de yapılabilir sandık
Yaşanmamış ve hiç olmamış gibi
Sen olmadan da...

071112



Öyle bir sahne ki,
Gerçekle çarpışan 28!
Gerçekten uzaklaşan...
O kadar uzak ki,
Sen nerden bileceksin…


7 Kasım 2012 Çarşamba

06.11.2011 Ufuk Anısına...

Yıllar önceydi...Sanırım 2005
Antalya'da o Konyaaltı'nda karşılaştık önce...
Sen beyazlar içindeydin!
Sonra nedensiz sorularınla tanıştık.
Sonra da çok iyi anlaştık...

Bu kadar hayat dolu başka birini daha tanımadım ben, senden sonra...

Sonrasında ben gittim sen kaldın deniz kenarında, 780km uzakta...
Arada söylenmemiş cümleler ve yarım kalmış bir dost...

Sonra çok sonra yeniden çıkıp geldin bir mesajınla... Sanırım 2010

Oh bee dedin
"Ufuk buna bayıldı" tam sana göreydi, senceydi..

Ama kalıcı yaraların vardı benim fark edemediğim

Anlatmazdın hiç, hep o en ukala halinle dikilirdin karşımda,
Geldiğin gibi de kaçardın, kaçaktın çünkü...

Kahkahaların doldururdu kulaklarımı,

Dimdik duruşun, o derin bakan gözlerin,
Göremedim gözlerindeki hüznü!!!

Hiç unutamayacağım bir kaç anı bıraktın geride...
Öyle sakin değil, deli dolu,tam sana göre,
Geride içimde hep dokunamayacağım bir yara da kaldı...
Ve bir tarih aklımda...

Ufuk'tun sen, sonsuzlukta

Sonsuza gideceğini hiç düşünmedim...
Kaçtın zannettim sessizliğinden
Kaçaktın çünkü sen...

Çok ama çok sonra duydum

Duymamazlıktan geldim önce
Sonra daha fazla kaçamadım...
Sessizliğinin sana yakıştırılmış beyaz bir kefen olacağını hayal edemedim hiç,
Beyazın sana yakıştığını,bir daha hiç düşünmedim...
Tam 1yıl önceymiş...
İlk defa ciddiymiş gidişin...
Gitme diyenlere inat ve tam sana göre bir inatla gitmişsin...
Yattığın yer cennet olsun Ufuk Cem Usta
Gitmelerine alışılırdı da
Gidişin alışılmadık olmuş...
Hatta hiç Olmamış...
Nur içinde yat.........................................
                                                                  06.11.2012 

Hayal kırıklığı mıdır üniversite?

Yani bütün o ortaokul, lise hayatından sonra daha mı iyidir, iyi olduğu düşünülmeli midir? O kocaman grup dağılıp ayrı a...